Adidas Karaköy’e yanaşıyor!

 

3 çizgisiyle hayatımızda yer eden Adidas, 15 Mayıs’ta Karaköy Limanı Antrepoları’nda sokak partisi veriyor.

Bu vesileyle elektronik müzikseverler Türkiye’de ilk defa  Mylo ve New Young Pony Club‘ı canlı olarak dinleme şansı bulacaklar.

15 Mayıs öğle saatlerinde parti başlayıp gece 02:00’ye kadar sürecek ve sokak tiyatrocularından, kaykaycılara, graffiticilerden sokak dansçılarına kadar çeşit çeşit gösteriler de olacak imiş.

Avrupa’larda görmeye alıştığımız heykel adamlar, çocukken korkup kaçtığımız çubuk bacaklar da orada bekliyormuş.

Daha ne var diyenlere uzuuun bir liste: Multitap, Soaked, Bon Mod, Ramadan ve Funk You gibi yükselmekte olan yeni gruplarla, FG 93.7’den BeeGee, Murat Uncuoğlu, Uhr, Gökçe Özer, Tan Atalar, İlker Aksungar, High Vision, Burhan Kılıçak, Orkun Bozdemir, Altan, Warmer Bros ve Ömür..

Eğlence Adidas’ta, biletler biletix’te…

Reklamlar

Bu kulaklığın bir felsefesi var! “wi:es:si”

wesc

Renkli ve eğlenceli şeyler gözüme, WeSC kulaklıklar hem gözüme hem de kulağıma hitap eder:) Bir ara Skullcandy’ye bayılırken WeSC ile karşılaşınca kalbim ikiye bölündü. Skullcandy gibi WeSC de kaykay ve snowboardcuları hedef alan bir marka ama o kadarla sınırlı değil.

Berlin’deyken WeSC’in Max Beer st.’deki mağazasındaki partiye davetliydik. Şunu söyleyebilirim ki çalışanların hepsi WeSC felsefesiyle yaşayan kişiler. Böyle bir rahatlık, bir huzur ki sormayın. Sporcu adamlar ne de olsa.

Bu felsefe ne ola ki diyenler için kısaca bahsedeyim: WeSC 2000 yılında kaykay ve snowboardu tutkuyla yapan bir grup tarafından kurulmuş. Amaçları da kendi “street fashion” ların yaratmak, kendi kuralların ve trendlerini belirlemek.

Sloganları “We are the Superlative Conspiracy”. Bu felsefeyi benimseyen elçilerine de Weactivist diyorlar. Weactivistler kendi alanlarında başarılara imza atmış, tanınmış sanatçı, fotoğrafçı, kaykaycılar vs…

wesc_berlin

dj

Berlin mağazasındaki partide ortam güzeldi. Hatta activistlerden graffiti sanatçısı Stash de oradaydı. Gidip röportaj yapasım geldi amma ve lakin ortamda biraz garip kaçabilirdi anlayabileceğiniz üzere! Bu nedenle bu fikrimden vazgeçtim. Ama şurada iki satır onun ağzından birşeyler yazsaydım fena olmazmış diyorum şimdi. Bad Luck!

Not: Sevgili Alper fotolar için teşekkürler 🙂 Çok olmasa da fotolara buradan ulaşabilirsiniz.

Share

Selam Kripoe, seni gördüğüme sevindim:)

kripoe

Tünel civarında gördüğümüz sarı yumruklardan daha önce bahsetmiştim. Internette yaptığımız araştırmalarda yumrukların sahibinin Kripoe olduğunu ve memleketinin Berlin olduğunu öğrenmiştim.

Geçtiğimiz hafta Berlin’e giderken gördüğüm bütün Kripoe imzalarının fotoğraflarını çekeceğim için heyecanlandım ama son güne kadar bir tanesine bile rastlayamadım. Her gördüğüm graffiti kümesine merakla baktım ama göremedim 😦

Son gün yolculuğa birkaç saat kale son bir şehir turu yapalım derken Strasse des 17 June, Tiergarten adresindeki Bit Pazarına gitmeye karar verdik. Geldiğimizde metrodan inerken “Hani Kripoe vardı burada hani nerde” diye söylenirken dan diye karşımda iki sarı yumruk gördüm:) Meğer metro hattında yol boyu yumruklar varmış da sırtım onlara dönükmüş. Dönüş yolunca elimde telefon hazır bekleyerek çekebildiğim kadarını çekmeye çalıştım. Fotolar sınırlı sayıda oldu tabii ama olsun buradan buyrun 🙂

Vimeo’da İstanbul’daki Kripoe çalışmalarının videosuna da rastladım. Müzik biraz izlemeyi güçleştirse de buradan izleyebilirsiniz 🙂

Share